web tarayıcı

haber 7

bilim teknik güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilim teknik güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2009 Cumartesi

PARDUS İYİ Mİ KÖTÜ MÜ?

Ynt: Pardus u nasıl kaldırabilirim???? </DIV>


Alıntı:</DIV>

H@ckerCesur tarafından iletildi. <IMG class=inlineimg title="Mesajı göster" alt="Mesajı göster" src="http://www.hardwaremania.com/forum/hard/buttons/viewpost.gif" border=0> </DIV> Selamlar... Aslında format atmaktan kaçmasan iyi olurdu. Ya da en azından günde en az 5 bilgisayara format atan bir teknik servis elemanı için bana kolay geliyor. Herneyse Format atmadan çözme yollarına bakalım biz.
Eger XP cye Pardusu da Dye kurduysa sorun yok d deki önemli bilgilerini c ye atıp dyi biçimlendir derim.
Ama Her iki işletim sistemi de C'ye kuruluysa işte o zaman biraz ugraşman gerekecek. İlk iş olarak açılış menüsünden Pardus seçenegini kaldır...
Bunun için Bilgisayarım sagtuş özellikler >> Gelişmiş >> Başlangıç ve Kurtarma Bölümü altındaki >> Ayarlar 'a Tıkla ve ordan Pardus yazan seçenegi kaldır...
Daha Sonra Bilgisayarı winxp ile aç ve Unlocker Programini kurarak Pardusa ait olan sistem dosyalarını C sürücüsünden sil. Unlocker ile rahatça silebilirsin.
En sonunda ise sistemine güzel bir disk birleştirme ve Regedit tarama programlarıyla tarat... Eğer program istersen yaz sana isimlerini ve linklerini söylerim...</DIV>

</DIV>1.si Pardus'ta c, d diye adlandırma yoktur. Windowsta pardus olan bölümü göremezsin. D: diye bir kısım varsa bu pardus bölümü değildir.
2.si Pardus ve Windows aynı bölüme kurulamaz. Kullandıkları dosyalama sistemleri farklıdır.
Pardusu bilgisayardan kaldırma kısmına gelirsek, xp'ye format atmanız gerekmiyor. Eğer pardusta silinmemesi gereken dosyalarınız varsa bunları pardusta sistem'deki depolama ortamı'ndaki windows yüklü kısıma kopyalayabilirsiniz. Pardusu kaldırdığınızda, bilgisayar açıldığında pardus mu windows mu açılsın diye seçim yaptığın Grub programı çalışmayacağı için bilgisayar açılmayabilir. Önelikle bunu engelleyeceğiz.
Bilgisayarı Windows XP cdsi ile açın ve kurtarma konsoluna gelip komut olarak Alıntı:</DIV>

fixmbr

</DIV>yazın.
Bilgisayarı yeniden açtığınızda pardus-windows seçiminin kalmadığını göreceksiniz. Bilgisayarınız doğrudan windowstan açılacaktır.
Sıra geldi pardus için kullanılan alanı boşaltıp windows için kullanılabilir hale getirmeye.
Windows'ta Denetim masasında "yönetimsel araçları" (administrative tools) açıp orada "bilgisayar yönetimi" (computer management) açın. "depolama" (storage) kısmında "disk yönetimi"(disk management) seçin. Orada disk bölümlerinizi göreceksiniz. "Bilinmeyen disk bölümü" (unknown partition) yazan bölümler pardusun kullandığı bölümlerdi. Bunlara sağ tıklayıp sil derseniz bu bölümleri siler ve boş bir bölge oluşur. Buraya sağ tıklayıp yeni disk bölümü oluşturabilirsiniz.
İşleminiz tamamlanmıştır.</DIV>

26 Ocak 2009 Pazartesi

arama motoru

Firefox’da varsayılan adres çubuğu arama motorunu değiştirmek

Tarayıcılarda arama kutusu ortaya çıkmadan önce, adres çubuğunu kullanarak arama yapardım, ki hala bu alışkanlığımdan tam olarak vazgeçmiş değilim. Firefox‘da (ilk yüklenen ayarların değiştirilmediğini varsayarsak) adres çubuğuna web adresi dışında bir şey yazdığınızda otomatik olarak Google‘da yazdığınız kelimeyi arar ve arama sonuçlarını ekrana döker.

Piyasadaki çeşitli programlar, tarayıcı araç çubukları vb uygulamalar kurulum sırasında bazen size bilgi vererek, bazen de hiç bir bilgi vermeden tarayıcınızın varsayılan arama motorunu değiştirebilir. Nitekim benim tarayıcımın arama motoru da bir program tarafından Yahoo olacak şekilde değiştirilmiş. Yahoo‘ya bir kastım yok ama Google’ı arama konusunda daha çok sevdiğimden bu ayarı eski haline getirmek istedim. Biraz araştırma sonucu nasıl yapılacağını burada buldum.

Bu sırada Google Toolbar ile beraber gelen yeni bir özellikle tanıştım. “İsme göre tara” şeklinde çevirebileceğimiz “Browse by Name” adlı bu özellik ile, adres çubuğuna çok spesifik kelimeler yazarak kolay yoldan ilgili web sitesine ulaşabiliyorsunuz. (Örneğin sadece Milliyet yazarak www.milliyet.com.tr adresine ulaşabilirsiniz.) Kelimeleri yazdıktan sonra Google bu kelimelerle ilgili kesin bir sonuç bulursa sizi bulduğu bu kesin sonuca yönlendiriyor, eğer kesin bir sonuç bulamazsa da bu durumda ilgili kelimelerle bir arama yaparak sizi arama sonuçları sayfasına yönlendiriyor.

Şimdi adres çubuğu arama motorunu nasıl değiştireceğinizi anlatayım.

    Firefox’u henüz açmadıysanız açın. Adres çubuğuna about:config yazın. Açılan sayfada en üstteki süzgeç alanına keyword.url yazıp Enter tuşuna basın. Süzgecin uygulanmasının ardından karşınızda tek bir sonuç kalacak. Bu sonuca çift tıklayın ya da sağ tuşla tıklayarak açılan menüden Değeri değiştir seçeneğini seçin. Aşağıdaki listeden kullanmak istediğiniz arama motorunun adresini kopyalayıp, değer alanına yapıştırın ve Tamam tuşuna basın. </LI>

Hepsi bu kadar. Şimdi gelelim çeşitli arama motorları için gerekli adreslere;

    Google için iki farklı servis kullanabilirsiniz
      Browse by Name kullanmak isterseniz bu adresi kullanın:
      http://www.google.com.tr/search?hl=tr&sourceid=navclient&gfns=1&q= Arama sonuçları sayfasına gitmek isterseniz bu adresi kullanın:
      http://www.google.com.tr/search?hl=tr&q= </LI>
    Yahoo kullanmak için:
    http://search.yahoo.com/search?p= Live Search kullanmak için:
    http://search.live.com/results.aspx?q= Ve son olarak Vikipedi’de direkt bir makaleye gitmek için kullanmak isterseniz bu adresi kullanın:
    http://tr.wikipedia.org/wiki/ </LI>

Örnekler çoğaltılabilir. Özel bir sitenin arama motorunu kullanmak için arama yaptıktan sonra sonuç sayfasındaki adresi alın, bu adreste aradığınız kelime ile ilgili bölümü bulun. ?aranacak=Aranan+Kelime ya da &aranacak=Aranan+Kelime vb bir bölüm olacak. Aradığınız kelimeleri çıkartarak adresi yukarda anlatılan şekilde kullanabilirsiniz. Unutmamanız gereken arayacağınız kelime yazmış olduğunuz adresin sonuna ekleneceğinden adresi doğru yapılandırmalısınız. Örneğin

http://www.google.com.tr/search?hl=tr&q=karalamalar&btnG=Google%27da+Ara&meta=

şeklindeki bir adresi kullanmak isterseniz adresteki &q=karalamalar kısmını çıkartıp &q= şeklinde adresin sonuna eklemelisiniz. Yukardaki örnek için doğru sonuç şöyle olacaktır;

http://www.google.com.tr/search?hl=tr&btnG=Google%27da+Ara&meta=&q=

</DIV>

15 Kasım 2008 Cumartesi

Dört felsefe dersi verin ; Türkiye 15-20 yıl sonra farklı olur

Dört felsefe dersi verin; Türkiye 15-20 yıl sonra farklı olur"
1970'lerden beri "felsefenin ne işe yaradığını göstermeye" çalışan Prof. Dr. İoanna Kuçuradi: "Eğitim işlerinde ve insan haklarına dayalı hukuk ve politika oluşturmada felsefi bilgi çok önemli. Dört yıl boyunca her biri üçer saatlik dört felsefe dersi koyalım okullara; iddia ediyorum, Türkiye 15-20 yıl sonra farklı bir ülke olur. Bunun programı ana hatlarıyla hazır"
<IMG alt="" src="http://www.milliyet.com.tr/2007/12/23/pazar/resim/paz01.jpg" onload=NcodeImageResizer.createOn(this); border=0 originalHeight="140" originalWidth="200">
İri yeşil gözlü, bembeyaz saçlı, 71 yaşında, yerinde duramayan, güzel gülen, kendisi de güzel bir kadın. Türkiye'nin olduğu kadar dünyanın da en önemli felsefe profesörlerinden biri o: Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü'nün kurucusu, Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı Prof. Dr. İoanna Kuçuradi.
Adının önündeki sıfatların tamamını yazmak mümkün değil, üye olduğu ulusal ve uluslararası kuruluşları, aldığı ödülleri de... 1970'li yıllardan bu yana "felsefenin ne işe yaradığını göstermeye", felsefi bilgiye dayanarak, "çağın olayları"nı anlamaya, anlatmaya çalışıyor. İlki 1900'de Paris'te yapılan ve beş yılda bir düzenlenen Dünya Felsefe Kongresi'nin 21'inci yüzyıldaki ilk kongresinin İstanbul'da gerçekleşmesine öncülük eden de o.
Hocaların hocası Prof. Dr. İoanna Kuçuradi ile, 2007'nin son büyük etkinliklerinden biri olan Dünya Felsefe Günü'nün ardından görüştük.
Gündelik hayatta "felsefe yapmak", anlaşılmaz sözler söylemek ya da safsata anlamında kullanılıyor. Başka dillerde de böyle deyimler var mı?
Benzer deyimler olup olmadığını bilmiyorum ama aynı düşünce, yani felsefenin boş bir laf kalabalığı olduğu düşüncesi, birçok yerde var. Sorun, genellikle anlaşılmaz olmasında..
Peki bunun nedeni ne?
Bunun nedeni biraz da anlaşılmaz bir dille konuşan / yazan felsefeciler. Bir şeyi anlaşılmaz bir dille söylediklerinde felsefe yaptıklarını sanıyorlar. Oysa çok daha yalın bir dille de söyleyebilirsiniz. Ama işte filozofların da takıntıları olabiliyor.
Ne gibi?
Konunun kendisi gerektirmediği zaman da çok karmaşık konuşmak gibi.
"Öğrencilere soruyorum: Neden sık sık sevgili değiştirirsiniz?"
Siz öyle değilsiniz ama.
Ben zor da konuşabilirim, herkesin anlayacağı şekilde de... Mesela "Etik" kitabımın çok zor olduğunu söylüyorlar ama ben aynı konuyu ders verirken çok yalın bir dille anlatabiliyorum. Başka filozofları anlatırken de bunu yapıyorum. Örneğin, Kant'ın "kesin buyruğu"nu anlattığımda, "Bu muydu hocam?" diyorlar. Evet buydu. Önemli şeyler çok defa yalındır ama onları görebilmek ve ilk defa bilgisini ortaya koymak önemli.
Felsefeyi nasıl tanımlarsınız?
Tanımlamak değil de, felsefenin neyle uğraştığını söyleyerek "Felsefe böyle bir şeydir" diyebiliriz. Bir bilme etkinliğidir her şeyden önce. Bu bilme etkinliğinin kendine özgü soruları, nesneleştirmeleri, bilme konusu yaptığı şeyler vardır. Bilme konusu yaptıklarının başında, şeylerin ne'liği gelir. "Bu nedir?" sorusunu sorar. Bu tür sorular da belirli bir problemle karşılaştıktan sonra ortaya çıkar.
"Din bütün sorularıma cevap veriyor, felsefeyle niye ilgileneyim?" diyenlere ne söylersiniz?
İstemeyen ilgilenmesin. Kimseyi mecbur etmeye gerek yok. Ama o ihtiyacı duyanlar o kadar çoktur ki. Biliyor musunuz ne zaman felsefe en çok etkili olur? Bir insanın bir sıkıntısı olduğu zaman, onu düşündürmek çok işe yarar.
Nasıl bir sıkıntı mesela?
Her çeşitten. Sınıfta bazen soruyorum öğrencilerime: "Sizler niye sık sık kız arkadaşınızı, erkek arkadaşınızı değiştiriyorsunuz?" Şaşkınlık oluyor, bir şeyler söylüyorlar. Sonunda onlara, düşünme malzemesi olsun diye, şunu söylüyorum:
"Siz o kişiyi, o kişi olarak sevmiyorsunuz, onunla arkadaşlık ederken bir ihtiyacınızı karşılıyorsunuz. O kişiyi o kişi olarak severseniz, yani sahip olduğu etik özelliklerden dolayı severseniz, onu değiştirme ihtiyacı duymazsınız. Ama sizin bir ihtiyacınızı o anda karşılıyor diye beraberseniz, o ihtiyacı karşılamaz olunca başka biri onun yerini alır. Çünkü onu o kişidir diye sevmiyorsunuz, kendinizi seviyorsunuz."
Mesele buna dikkat çekmek, bir şeyin farkına vardırmak: Egoistçe insan ilişkileri ile değerlerin yaşandığı bir ilişkinin farkını göstermek.
<IMG alt="" src="http://www.milliyet.com.tr/2007/12/23/pazar/resim/paz011.jpg" onload=NcodeImageResizer.createOn(this); border=0 originalHeight="154" originalWidth="225"> "Şoförseniz ve mesleğinizin onurunu taşıyorsanız, işinizi kar yağınca da yapmalısınız"
Edebiyatın içindeki felsefi malzemeyi de kullanıyor musunuz derslerinizde?
Yaşamdan ortak örnekler bulmak zor. Oysa edebiyat eserlerinde, özellikle de roman ve piyeslerde yazarın çizdiği bir çerçeve var. Eseri doğru anlamak koşuluyla, ondan etik değer sorunlarıyla ilgili örnek verebiliyorsunuz.
Bir örnek verseniz...
Camus'nün "Veba"sından bir örnek veriyorum, "Etik" başlıklı kitabımda. "Bir insansal durumu değerlendirmek nasıl olur?" sorusu ekseninde ele alındığında "Veba" felsefi açıdan önemli bir kitap. Bu konuda göstermek istediklerim için tam bu örnektir. Camus'ye sanki ben ısmarlamışım gibi.
Ayrıca etik değerler örneklerini buluyoruz bu kitapta. Örneğin, "Veba"nın bir yerinde, konuştuğu kişi Dr. Rieux'ya, "Dürüstlük nedir?" diye soruyor, Rieux'nun cevabı, "İşini yapmak" olur. Kişinin "işini" bilinçli bir şekilde yapması, özellikle de "zor" şartlarda yapması, kaçmaması çok önemli. Rieux veba sırasında doktorluk yapıyor. Her mesleğin onurunu taşımak, onu zor şartlarda da icra etmekle olur. Şoförseniz ve mesleğinizin onurunu taşımak istiyorsanız, karlı zamanlarda da şoförlük yapmanız gerekir.
"O çocuklar okula gitse, dağa çıkmazdı!"
Felsefe tarihine ait bilgilere hep bugünü anlamak için başvurduğunuzu biliyoruz. Felsefe bilgilerinizle bugün Türkiye'de olan biteni anlayabiliyor musunuz?
Anlamaya çalışıyorum. Türkiye'yi her alanda çelişkilerin yaşandığı bir ülke olarak görüyorum. Her alanda en olumlu ve en olumsuz örnekleri bulabilirsiniz. Ve bunlar sürekli karşı karşıya geliyor, bazen birisi ağır basıyor bazen diğeri. Çelişkiler ülkesiyiz.
Terörü felsefi açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hiçbir surette haklı görülecek bir yol değil. Eskiden dünyanın her yerinde, adaletin sağlanacağı konusunda umutlarını yitirenlerin başvurduğu bir yoldu. Şimdi grupların istediklerini, bu istedikleri ne olursa olsun yaptırmak için kullanılan bir metot oldu. Herhangi bir şeyi empoze etmek için terör kullanılıyor. Bu çıkmaz bir yol.
Ama teröre karşı çıkarken de etik kaygıları göz ardı etmemek; neler yapıldı da işe yaramadı, önce onu düşünmek gerekir. Uluslararası bir sorundur artık terör; bir tek ülkenin sorunu değildir. Bugün uzun vadeli projeler yapmak gerekiyor ama insan haklarını unutmadan. Ve tabii ki eğitim konusu da önemli.
PKK sorununa nasıl bakıyorsunuz?
Nedenlerine bakmak gerekir. Bu da bir söyleşide yapılabilecek bir şey değil. Nasıl ortaya çıktı Türkiye'de? Analizini yapmak gerekiyor önce. Ondan sonra "Bugünkü durumda ne yapılabilir?" sorusunu sormalı. En başta insanların dağa çıkmamasını sağlamak gerekir.
Bu nasıl olur? Her şeyden önce bütün çocuklarımızın okula gitmesini sağlamakla. Ama aynı zamanda başka önlemler de almamız gerekir. Öğretmenleri hazırlamak gerekir. Okula gidenlerin bazılarını, Türkçe bilmiyor diye küçümsemeden, öğreterek, onların kendi insansal olanaklarını geliştirmelerine yardımcı olmak gerekir.
"En iyisi uyumaktır, uyurum"
Sadece felsefe midir hayatınız? Siz nasıl rahatlatıyorsunuz kendinizi?
Bir sürü başka şey de yapıyorum ama felsefe hayatımın içinde. Dinlenmek için en iyisi uyumaktır. Uyurum.
Müzik dinler misiniz?
Arada sırada. Bach severim.
Sinemaya gider misiniz?
30 yıldan beri gitmiyorum. En son Paris'te "Camille Claudel"i seyrettim.
Bundan sonra yapmayı çok istediğiniz, tutkuyla baktığınız bir şey var mı?
92'den beri bitiremediğim, yarım kalmış bir insan hakları kitabım var. Onu bitirmek isterim de, ne zaman sıra gelecek bilmiyorum. Diğer yazılarımı toplayıp bastırmak istiyorum. Bekleyebilecek her şeye zaman ayıramıyorum. Çok istediğim bir şey de, felsefi bir bakışla bakılan insan haklarının Birleşmiş Milletler'de ana ölçüt haline getirilmesi ve etkili olması.
"Kendi adına düşünen insanlarımız çoğalır"
Dünya Felsefe Günü'nün açılış konuşmasında dünyadaki sorunları çözmek için felsefeciler, siyasetçiler ve karar vericiler arasında diyaloğa ihtiyaç olduğunu söylediniz. Bugün Türkiye'nin yaşadığı sorunlarla ilgili olarak felsefecilerin görüşlerine başvuruluyor mu?
Bildiğim kadarıyla pek başvurulmuyor. Özellikle eğitim işlerinde ve insan haklarına dayalı hukuk ve politika oluşturmada felsefi bilgi çok önemli. Ben şunu söylüyorum: Dört yıl boyunca her biri üçer saatlik dört felsefe dersi koyalım okullara; biri bağlantı kurma alıştırmaları, biri değer sorunları, biri etik sorunları, biri de insan haklarıyla ilgili. İddia ediyorum, 15-20 yıl sonra Türkiye farklı olur. Eğitim programlarında bu dört dersi bizim düşündüğümüz gibi programlayalım, öğretmenleri hazırlayalım. Ve bu dersler ciddi ciddi yapılsın, ilköğretimden başlayarak...
Hazır mı bu program?
Ana hatlarıyla hazır.
Peki 15-20 yıl sonra Türkiye nasıl olur? Ne vaat ediyorsunuz?
Kendi kendine düşünmeye çalışan ama bilgi ve değer bilgisi temelinde düşünmeye çalışan, bunu başarabilen insanların arttığı bir Türkiye... Bu bilgi temeli üzerinde kendi adlarına düşünebilecek ve işini, bu arada kamu işlerini de böyle yapacak insanlarımız çoğalır.
"Yemek yapmayı bilmem. Akşamları, ekmek, yoğurt, domates yiyorum!"
Efsanevi bir felsefeci olarak biliniyorsunuz. Bunun dışında İoanna Kuçuradi kimdir? Mesela, yemek yapar mısınız?
Yok, yemek yapmayı bilmiyorum.
Akşam eve geldiniz, karnınız da aç...
Peynir, ekmek, yoğurt, domates yiyorum.

2 Aralık 2007 Pazar


Bence ikisi de aynı renk! Felsefeci gözüyle bakınca malum şüphe ediyorum ve farklı düşünüyorum!:)

Emin misiniz?

:) Hala aynı fikirde misiniz yoksa?

Blog Arşivi