web tarayıcı

Yükleniyor...

haber 7

28 Kasım 2011 Pazartesi

Google

felsefe yazılı soruları

clip_image001ADI-SOYADI:          

NUMARASI:

 

NEFİSE SULTAN KIZ MESLEK LİSESİ FELSEFE DERSİ 11.SINIF YAZILI SORULARI

S1) Alttaki metni okuyarak yandaki kavram haritasında boş bırakılan yerleri doldurunuz. (10 puan)

“Felsefe” sözcüğü, Yunanca iki sözcüğün birleşmiş halidir: “phileo” ve “sophia”. Phileo; sevmek, peşinden koşmak, aramak anlamına gelirken sophia; bilgi, bilgelik, hikmet anlamına gelir. Öyleyse “philosophia” yani felsefe bilgiyi sevmek, bilginin veya hikmetin peşinden koşmak, bilgi veya bilgeliği aramak anlamlarına gelmektedir. Özel olarak, Antik Yunanlılar için felsefe, “bilgelik sevgisi” ya da “hikmet arayışı” anlamına gelmekteydi.

 

clip_image002                                                 ………….

clip_image003

 

sevmek

                                                

                                                 …………..

clip_image004Felsefe

clip_image005                                                 …………..

                                                 ………….

clip_image006

 

hikmet

clip_image007S2) Felsefe etkinliği hangi temel yeteneğimize dayanmaktadır? Yazınız. (10 puan)

 

S3) Felsefe, filozof, hikmet ve hakim kavramlarını tanımlayınız. (10 puan)

 

 

 

S4) Filozofların sık sorduğu sorulardan üç tanesini yazınız. (10 puan)

 

 

S5) Aşağıdaki sorulardan hangisi  felsefi sorudur? (10 puan)

a)Bugün günlerden nedir?  b) Ay’a yerleşmek mümkün müdür? c) Bu resim güzel midir? d) İnsan niçin yaşıyor?

 

S6) Tutarsızlık türleri nelerdir? Maddeler halinde yazınız. (10 puan)

 

 

S7) Filozoflardan kısa kısa; (10 puan)

“Platon benim için çok değerlidir ama hakikat daha değerlidir.” Demişti. On üç yaşındayken Büyük İskender onun öğrencisi olmuştu. “Kral olup tahta çıkınca ne yaparsın?” diye sorduğunda İskender şöyle demişti: “ Yarının ne getireceği belli olmaz. O zaman gelince bu soruyu yeniden sorunuz.” Daha şimdiden “Büyük” bir İskender yetiştirmişti.  Filozofun ismi nedir?

 

S8) Felsefi tutum……..

Eksik bırakılan cümle aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanamaz? (5 puan)

a)      Eleştireldir.

b)      Bütüncüldür.

c)      Zekicedir:

d)      Sorgulayıcıdır

e)      Akli ve mantıksaldır.

 

S9)  Felsefenin disiplinlerinden 5 tanesini yazınız. (5 puan)

 

 

 

 

S10) Hayatın anlamı nedir? Yorumlayınız. (20 puan)

 

 

 

7 Aralık 2009 Pazartesi

sosyoloji ve sosyal bilimlerin önemi üzerine

[Yorum - Herkül Millas] Şaşılacak ne var?
Son zamanlarda şaşırıp kalıyorum. Şaşkınlık bunaltıcı noktalara varınca kendime 'sosyolojik düşün' diyorum.
Sosyoloji türü bilim dalları uyuşturucu ilaç gibidir: Olayları çok genel bir çerçevede görmeye başladınız mı artık sinirlenmezsiniz; olayların kaçınılmazlığına inanır daha tahammüllü, mütevekkil olursunuz. Ne okursanız, ne duyarsanız, ne görürseniz, bunları tarihsel geçmişle, toplumsal birikimle, kültürel mirasla, sosyoekonomik yapıyla falan açıklamaya başlarsınız. Belki en önemlisi her şeyin mantıklı bir açıklaması olduğuna inanırsınız. Dolayısıyla her şey normal görünmeye başlar mutlu hissedersiniz!
Kafes(ler) haberi mi? Ne var bunda şaşıracak? Eski bir metodun yeniden ısıtılmasından başka nedir ki? Darbelerden önce hep böyle olmaz mı? Yalnız Türkiye'de değil, nerede darbe olsa önce zemini hazırlanır. Medya bu işte en önde olmayacak da bu işi kim yapacak? 'Ulusun yüksek çıkarları' söz konusu olduğunda tabii ki birkaç insanın hayatı da ikincil sayılacaktır. Tarihte bunun sonsuz örnekleri var. Bu tür şebekeleşmenin Türkiye'ye özgü olduğunu sakın düşünmeyin. 'Ajan provokatörlük' eski bir yöntemdir. Oldukça yaygındır. Hitler Almanyasından (Kristaller gecesi, 9/10 Kasım 1938), Yunan cuntasından (ordu içinde sözde sabotaj, 1967), ama bizim milli tarihimizden de örnekler verilebilir (6/7 Eylül 1955 olayları ve birkaç askerî darbe). Doğal şeylerdir bunlar; doğal afet gibi bir şey.
başkalarının çocuklarını öldürmek...
Kafes planının duyulmasından, yazılmasından ve tartışılmasından sonra azınlıkların sokaklara dökülüp protestolarda bulunmamaları da çok anlaşılırdır. Sosyal psikoloji bu konuda yardımcı olabilir. On yıllarca sindirilmiş, haklarını hiçbir zaman elde edemeyecekleri konusunda inandırılmış azınlık üyelerinin, demokratik bir ortamda yaşıyorlar zehabına kapılıp gösteride bulunmuş olsalardı konumlarını ve çevrelerini tanımadıklarına karar verecektik. Protestolarda bulunmamaları azınlıkların bilgeliğini ve olgunluğunu gösteriyor. Yani pozitif düşünmek gerek! Belki ülke çapında demokrasi eksikliğinden dem vurulabilir, ama en azından azınlıkların genel durumu değerlendirmeleri açısından bakıldığında, Türkiye'de bir olgunluğun da var olduğunu teslim etmeliyiz. Yarın kimin başa geçeceği belli olmaz!
Operasyon çerçevesinde müzede çocuk öldürmek de normal! Bu girişim kimilerinin İslamcı algılamasının kaçınılmaz sonucudur. İslamcı diye niteledikleri kimseleri zor durumda bırakmak (ulus adına) gerekli sayılırsa tabii ki fedakârlığın sınırı da olmayacaktır. Dünya âleme dindar kesimin ne kadar kötü olduğunu göstermek için yapılacaklar arasında şunlar var: Hıristiyanlar sindirilecek, arada birkaçı öldürülecek, mezarlıkları tahrip edilecek, vb. Demek kimileri İslamcıları böyle algılıyor veya böyle bir imajı yakışık görüyor. Bu provokasyona şaşırmak ve sinirlenmek yerine imagoloji (imge bilim) açısından yaklaşırsanız bilimsel ilgiyle okursunuz 'başkalarının' çocuklarıyla ilgili operasyonu.
Sahi, Onur Öymen neden şaşırttı? Öymen'in anlayışı eğitim çabalarımızın boşa gitmemiş olduğunun bir işareti olarak da okunabilir. Ne ekersen onu biçersin. Anlaşılan Sayın Öymen geçmişle ilgili ona öğretilenleri bir güzel içine sindirmiş. Ya Alevilerin CHP'ye eğilimleri? Aynen 6/7 Eylül 1955 olaylarından sonra azınlıkların Demokrat Parti'ye oy vermeleri gibi! CHP'nin Varlık Vergisi uygulaması (1942) çok daha kötüydü. Alevilerin fobilerini anlamak için fırsattır bu şaşırtıcı tutumları. Beterin beteri var diye düşünüyorlar galiba. Aksini kanıtlamaya soyunan da pek yok zaten!
Yıllarca 'en çok oy alan rektör seçilsin' diye ısrar edenlerin seçme sırası kendilerine geldiğinde savunduklarını unutmaları da insanı umutsuzluğa düşürmemeli. Geçmişte bu tür çifte standart olaylarını çok gördük. İnsan karakteri bencildir, siyasiler hep böyledir diye bunca sosyolojik araştırma var bu alanda. Şaşırmayın. Hatta artık bendeniz tutarlılığa şaşırmamızın gerektiğine inanıyorum. 'Tutarlılık tuhaf bir eğilimdir, tutarsızlık esastır' sosyolojik ilkesini benimsediniz mi şaşkınlık da büyük oranda yok olur. Deneyin; huzura giden yol bu ilkededir!
Sayın Baykal'ın minareler kriziyle ilgili 'İsviçrelilerin İslam karşıtı eğilimlerini anlamaları zamanı gelmiştir' türü söylemini bir aynanın karşısında tekrarlamamasının da bilimsel açıklaması vardır. Başbakan'ın 'yazarlar fazla eleştiri yazmasın' eleştirisinin de; sevmedik mi kapatırız partileri, 'açılımı' da anlayışının da bir nedeni vardır. Bunların toplumsal açıklaması 'çifte standart' kategorisine girer. Dünya çapında var olan bir 'kategori' bizde de neden olmasın? Biz Merih'te mi yaşıyoruz? aman ironik yazı yazma!
'Ergenekon terör örgütü' diyenlere karşı şimdi 'Beşiktaş terör örgütü' lafını okuyorum internette. Kastettikleri Beşiktaş'taki savcılarla yargıçlar. Ülke ikiye ayrılmış; karşılıklı 'teröristsiniz' suçlaması var. Üçüncü bir etnik terörist taraf daha var, onu da unutmamak gerek. Siyaset bilimine göre ulus-devlet karşılıklı tanımaya dayanan bir konsensüse dayanır. Bugünlerdeki asgari müşterek herkesin bir terör örgütünün üyesi olduğunun kabulüdür. Başka ülkelerde bu durumda iç savaş çıkardı. Çıkmamasını yine sosyoloji açıklayabilir: Demokratik ilkeler içselleştirilmediği durumlarda yasaların ihlalleri, yargıçların ve askerlerin darbeleri insanları galeyana getirmiyor. İhlaller normal sayılıyor; hele kitabına uyduruluyorsa. Bu tür ülkelerin yönetilmesi ve sosyal mühendislikle yönlendirilmesi kolay olurmuş. Durum bu kadar basit!
Dolayısıyla meslek okullarıyla ilgili katsayı olayı da en beklenen gelişmedir. AKP'nin her istediği kimilerince zararlı sayıldığına göre tabii ki engellenecek! Ya ne olacaktı? Günümüzde anayasa ve insan hakları adına 'çoğunluk diktasına' karşı çıkılması doğal sayılmaktadır. Tarih bilimi bu alanda çok öğreticidir. Eskiden küçük gruplar (aristokratlar, diktatörler, oligarşiler) çoğunluğa karşı kendi borularını öttürürlerdi. Sonra parlamentolar kuruldu, egemenlik halkın temsilcilerine ve çoğunluğa geçti. Daha sonra çoğunluğa saygı ilkesine 'ek' olarak insan hakları kavramı ortaya çıktı. Şimdi ise ... işler biraz karıştı: Yeniden küçük gruplar büyük idealler adına borularını öttürüyorlar, çoğunluğa karşı! 1789 Fransa öncesi durumu çağrıştıran sessiz çoğunluğun tevekkülünü de yine sosyoloji ve sosyal psikoloji açıklayabilir. En hakiki mürşit ilimdir!
Özetlersek, olaylara bilimsel yaklaşırsanız her şey anlaşılırdır, anlamlıdır ve doğaldır. Ancak ütopyalara inananlardansanız farklı bir Türkiye hayal edebilirsiniz. (Tabii şimdiki duruma da sinirlenirsiniz.) Bir de not: Baskın Oran ironik yazı yazmanın riskini anlatmıştı: Kinayeli yazma, yanlış anlaşılır diye uyarmıştı. Bence fark etmez. Anlaşılsan da anlaşılmasan da her şey kendi seyrinde zaten! Olacağına varır. Buna da determinizm demezler miydi? ZAMAN

17 Eylül 2009 Perşembe

msn live hatası

selamlar benim anladığım kadarıyla bu hata cesitli sebeblerden olabiliyor, o yuzden kimse çözüm konusunda hem fikir değil. ben de sorunun kaynagını daha iyi anlayabilmek için combofix'i indirdim. içindeki acıklamada Amvo.exe virüsünün sebeb olduğunu, bunun yanı sıra pcdeki gizli dosyaların da görünmesini engellediğini okudum. combofix'i çalıştırmadan önce bu durumu kontrol ettim ve evet arkadas haklı. sonra combofix'i çalıştırdım. sorun hallolmuş görünüyordu. fakat bende şöyle bir sorun var, bilgisayara restart yaptıktan sonra msn acılsa dahi gizli klasörler yine görünmüyor. fakat restart yapmadan kontrol edersem görünüyor. acaba ben mi bir şeyi yanlış yaptım? konu hakkında bilgisi olan var mı?
2 saat sonra gelen edit :)
yukarıda bahsettiğim durum içime sinmeyince biraz daha araştırdım.
http://www.mygeekside.com/downloads/2007/12/kill_amvo_virus_usb_en.vbs
adresinden indireceğiniz script sayesinde c-d-e-f-g dahil tüm diskleri çok kısa bir süre içerisinde temizledim. gizli klasörler görünür hale geldi. gizli hale gelince disklerde ne kadar trojan, truva atı vs varsa temizleyebildim. sorununuzu mutlaka çözer demiyorum ama bendeki sorunu bu sekilde tamamen hallettim. bu illetin flashdiskten bulaştığını düşünürsek bu script ile tarama yaparken flashdiskin de takılı olmasına dikkat edin. ayrıca sorunu halledene kadar mutlaka tüm disklerdeki sistem geri yüklemeyi kapatın.
benim bu olaydan edindiğim tecrübe ise biraz manidar, ne siz flashdiskinizi baskasının seyine sokun, ne de bi baskasının flashdiskini kendi seyinize sokun. :P:P:P </DIV>

5 Mart 2009 Perşembe

açılmayan xp

cilmayan Xp ye careler:
1. Xp Cd sini takip Cd den boot edin güvenli kipte baslatin ve dos benzeri ekrana asagidaki komutu verin:
fixmbr
Böylece MasterBootRecord u tamir etmis olduk simdi Pc nin yeniden acilabilmesi gerekir (eger yine acilmiyorsa)
2.tekrar güvenli kipte baslatalim ve busefer asagidaki komutu verelim:
fixboot c:
Not: Baazi oem versiyonlarda Güvenli kip deaktive edilmis olabilir bu durumda :
bir arkadasinizin Pc sinden start > Cmd deyip format a /u komutu ile bir disket olusturun ve Xp Cd nizden
1."NTldr.exe
2."Ntdetect.com u bu diskete kopyalayin
3.ayrica [Linkleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye olmak için tıklayınız...] adresinde saglam bir boot.ini download edip ayni diskete kopyalamalisiniz simdi Pc yi bu disketle boot etmeyi deneyin. Pc nin acilabilmesi icin bu üstteki üc data gereklidir.
3.Boot.ini mizi tekrar olusturabilmek icin asagidaki komutu,Güvenli kipte Dos benzeri ekranda vermeliyiz:
bootcfg/rebuild
4.Bot.ini nin yenilenmesi ile PC miz haala acilmamakta inat ediyorsa : "NTldr.exe "Ntdetect.com adli dosyalari CD mizen gerekli yerlere kopyalamaliyiz, bunun icin: diyelimki CD sürücümüz E: wiederherstellungskonsole de asagidaki komutu verelim:
copy E:\i386\ntldr c:\ (son \ tan sonra bosluk var) copy E:\i386\ntdetect.com c:\ Simdi windowsun yeniden baslayabilmesi gerekir.
Sistem geri yükleme:
[Linkleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye olmak için tıklayınız...]
2.nci
sisteminiz çökmek üzere mi, sisteminizde eksik dll dosyaları mı bilgisayarınızı virüs mü bulaştı, sisteminizi hızlandırmak mı istiyorsunuz öyeleyse vakit kaybetmeden deneyin formatsız kesin çözümler
Windows’u Eski Ayarlarıyla Yeniden Kurun
Bunun için XP CD’sini sürücüye yerleştirin ve Başlat/Çalıştır ‘a şunu yazın.
“<CD Sürücü İsmi>:\i386\winnt32.exe /unattend” bundan sonra kurulum işlemi başlayacaktır.
kurtarma konsoluyla windowsu onarmak için
baştan Windows cdnizi takın
“<CD Sürücü İsmi>:\i386\winnt32.exe /cmdcons” kurtarma konsolu başlayacaktır buradan sistemi onarabilirsiniz
eksik dosyaları yada bozuk dosyaları sistem dosya denetleyicisiyle(sfc) geri getirmek ve onarmak
başlat>çalıştır>cmd den komut istemine gecin ve orda sfc/scannow yazdıktan sonra windows cdnizi istiyecek onuda taktıktan dosya sfc uygulaması başlayacaktır
he birde windowsunuz çöktü hiç açılmıyorsa windows cdsini takıp ordan R'ye basıp kurtarma konsoluna girip bilgisayarınızı bu komutlarla onarabilirsiniz artık formata kimse ihtiyaç duymaz sanırım</DIV>

</DIV><IMG title="Alıntı ile Cevapla" alt="Alıntı ile Cevapla" src="http://www.rootwarez.org/images/redfox/buttons/quote.gif" border=0>

8 Şubat 2009 Pazar

BİR HİKAYE : AYI, BİR ADAM VE ORUÇ

“Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş. “Evrim ne güzellikler yaratıyor!” diye düşünüp mest oluyormuş. Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış. Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışta ayının daha yaklaşmış olduğunu farkediyormuş Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki dala takılmış, ayı adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış. Tam vurmaya hazırlanırken adam “ALLAHIM” diye bağırmış.

Bir anda zaman durmuş, ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş. Bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık hüzmesi adamın üzerine parlamış. Çok derinden gelen ilahi bir ses atama: “Yıllarca bana inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?”demiş. Adam utanç içinde: “Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama belki ayıyı dindar yapabilirsiniz.” demiş.

Ses: “Peki.” diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş

Nehir tekrar akmaya başlamış. Her şey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş, iki pençesini de göğe doğru çevirmiş, ve konuşmaya başlamış:

“Allah’ım, senin rızkınla orucumu açıyorum, hamdolsun verdiğin nimetlere.”

kaynak: Belkıs karaduman

Blog Arşivi